Yolu Moskova’ya düşen dünya şairi Nazım Hikmet’in hayatı ile hayatının bir kısmını Moskova’da geçirmiş Ahmet Ümit’in hikayesi olan “Merhaba Güzel Vatanım”ın galası yapıldı.

Merhaba Güzel Vatanım adlı filmin galası İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey konser salonunda yapıldı. Medya camiasından bir çok ünlünün katıldığı galada, filmin yönetmen koltuğuna oturan Cengiz Özkarabekir ile Nazım Hikmet Ran’ı canlandıran filmin başrol oyuncusu Yetkin Dikinciler ile filmin senaristi Ahmet Ümit  açıklamalarda bulundu.

Özkarabekir,“Bu hayatlar üzerinden kültür ve sanatın kurtarıcılığını, iyileştirici yanını ve biraz da umudu anlatmaya çalıştık. Dolayısıyla filmde bir belgesel tadı var. Kurmaca yapmadık. Filmin bir güzel yanı daha var. Çünkü filmi anlatan Nazım Hikmet ve bu anlamda da filmde çok farklı bir anlatım tarzı var” şeklinde açıklamada bulunurken  Yetkin Dikinciler de, “Docu drama, batılıların koyduğu bir kavram aslında, ama benim anladığım filmin yarısı belgeselse yarısı hayattır ve içinde hayat var demektir. Önemli olan da seyirci filmde neyi görmesinden öte bu ülke, bu topraklar ve bu toprakların insanları, uzak ya da yakın geçmişte neler yaşadılar, neler yaşıyorlar ve neler yaşayacaklar. Bunlarla ilgili zamanda bir atlama yapabilirsek, herkes kendi hayatının kesiştiği bir figürü bulabilir. Bu bazen Ahmet Ümit’tir, bazen Nazım Hikmet’tir. Yani herkes zihninde bir seyirci bulacak ve diyecek ki ‘Benden önce de hayatlar yaşandı ve ben bir hayat yaşıyorum, benden sonra da hayatlar yaşanacak ama ben sadece bir ara halka olmamalıyım. Kendi hayatımdan ve bütün bir hayattan sorumluyum. Bunun için ne yapabilirim” dedi ve  “Nazım Hikmet hala bizim için var. Sanat, edebiyat ve düşünmek kalıyor geriye. Seyirciyi biraz da bu filmde düşünmek bekliyor aslında” sözleriyle duygu ve düşüncelerini dile getirdi. 

Senarist Ahmet Ümit, “İki yazarın gerçek hayat hikayesinden yola çıkarak, Türkiye’nin bütün bir yakın tarihini anlatma filmi diyebiliriz. Bu filmde hakikatler, hakikatlerin anlatımı var ve film bu hakikatleri namuslu bir şekilde anlatıyor. Geri planda ise anlatılan darbelerin bu ülkeye ne kadar zarar verdiği, demokrasinin kesilmiş, yok edilmiş olması. Türkiye’de gelişmekte olan özgür düşünceye yapılan darbeler, özgür düşüncenin ve sanatın yok edilmesi, sanatçının üzerindeki baskılar, bütün bunları anlatıyoruz filmde. Aynı zamanda bunlar içerisinde sanatlarıyla ayakta kalmaya çalışan, sanatlarına umut olarak sarılan iki edebiyatçının hikayesini anlatıyoruz. Filmin bir mesajı varsa o da budur. Sanat uzun, hayat kısa” şeklinde açıklama yaptı.

Yorum

Daha yeni Daha eski